Osmanlı'nın tüm haşmetini yansıtan Saltanat Kayıkları

 

Osmanlı İmparatorluğunda, kayıklarla boğazda gezerken, yağmur veya güneşten korunmak için açılan "kırmızı renkli" şemsiye saraya mahsusmuş. Benzer şekilde kürek sayısı ve baş tarafta bulunan Kartal figürü de öyle.

Buna rağmen tarihte istisnalar yok değil. Örneğin 1885 - 1886 yılları arasında Istanbul'da görev yapan Amerikan Elçisi Samuel S. Cox, kayığının baş tarafına Amerikan Kartalı'nın ahşap figürünü koyabilmek için dönemin padişahı II.Abdülhamid'in rızasını alabilmiştir. Hatta Samuel Cox kayığını o kadar beğenmiştir ki, "Diversions of a Diplomat in Turkey" adlı kitabında uzun uzun Saltanat ve Istanbul Kayıklarından bahsetmektedir. Hatta 31. Bölümü tamamen Istanbul Kayıklarına ayarak 15 sayfa boyunca kayıklardan bahsetmiş, kendi kayığını ise bir vapura koydurup Amerika Washington'daki Ulusal Müze'de sergiletmiştir.

Diğer taraftan Marki de la Valette ise Osmanlı'ya borç veren Fransa'nın Istanbul elçisi olarak 1860 yılında kayığına iki çift daha kürek ekletince elçilik kayıklarına izin verilen kürek sayısı olan 5 çifteyi aşmış ve piyadesini, Saltanat Kayığı seviyesine getirtmiştir. Öyle ki, Valette, Boğazda kayığıyla gezerken, halk onu Sultan zannedip alkışlar. Osmanlı Sarayı ve Sultan Abdülmecid, Fransa ile yaşanan ekonomik ilişkiler sebebiyle buna göz yumsa da, Paris'teki Türk elçisi olan Ahmet Vefik Paşa, tepki olarak siyah renkli at arabasını sadece Fransız sarayına mahsus beyaz renge boyatır. Paris sokaklarında bembeyaz at arabasıyla gezerken, halk onu 3. Napolyon zannederek selamlar. Fransız Sarayından gecikmeden gelen tepkiye cevaben;

"Siz kayığı kaldırdığınız gün, ben de arabayı kaldırırım..." der.

Üçüncü bir istisna ise 1 Ağustos 1789 yılında bir deniz muharebesi sonucunda Fransız donanmasının Ebuhır (veya Ebukir) limanında Amiral Nelson tarafından yakılmasını müteakip imzalanan 5 Ocak 1799 tarihli ittifak anlaşmasının şerefine Sultan III. Selim tarafından, İngiltere sefirine verilen paye ile yedi çifte küreğe izin verilmiştir. 

Tahta çıkan her padişah biat merasimininden sonra kılıç kuşanmak amacıyla Saltanat Kayığı ile Eyüp Sultan'a gidermiş. 30 Mayıs 1876'da V. Murat'a Serasker Kapısı'nda yapılan biat töreninden sonra, Sirkeci'den Dolmabahçe'ye saltanat kayığıyla dönmüştür. Sultan II. Mahmut ise Topkapı sarayında oturmak yerine Beşiktaş'ı tercih etmiş ve resmi tören ve protokol için saltanat kayığı ile saraya gidip gelmiştir. Sultan Abdülaziz'in ise üç çifte'den, onüç çifte'ye kadar on altı saltanat kayığı olmuş. Sarı Selim diye anılan Sultan II. Selim ise 1566 yılında Kanuni Sultan Süleyman'dan sonra tahta çıkış töreninde Üsküdar sahilinden Saltanat Kayığı ile ayrılmış ve top atışları eşliğinde saraya gitmiştir.

Süsler ve varak yıllar içinde gelişime uğramış, III. Murat ile Sultan'ın oturduğu köşkler çini ile kaplanmış, önceleri gümüşten yapılan baş taraftaki Kartal figürleri ise II. Mahmut ile birlikte daha Avrupai bir tarz almış ve Altın varak kaplanmış ahşaptan imal edilmiştir. 17.y.y; sedef sanatında yaşanan değişik sonucunda geometrik şekiller yerini bitkisel motiflere bırakmış, IV. Mehmet’e ait saltanat kayığı bunun en güzel örneklerdendir.

Buharlı gemilerin yapımı ile Saltanat Kayıklarının ve Istanbul'da ulaşımın çehresi de değişmeye başlamıştır. Istanbul'un gelişen ekonomik ve Sosyal yapısında kayıklar yetmez olmaya başlar. III. Ahmet dönemide (1703) Boğazdaki köyler birer sayfiye yeri haline gelir. II. Mahmud'a İngiltere'den hediye edilen Swift adlı buharlı vapur 1828'de yurda geldiğinde ismi Sürat olarak değilmiş, halk ise Buğu Gemisi olarak anmıştır. İngiliz yapımı gemide bir gün ilginç bir olay yaşanır; II. Mahmut, Tekirdağ gezisinden dönerken lodosa yakalanır ve Sürat Gemisinin terkine bağlı Saltanat Kayığı Alabora olarak batar.

Swift'ten ayır olarak Mısır Hidivi de padişaha "Hümayı Pervaz" ismi verilen bir buharlı gemi hediye etmiştir.

1802 - 1864 yılları arasında yaşamış olan Lord George William Frederick Howard'ın yazdığı "Diary in Greek and Turkish Waters" adlı kitapta, Saltanat Kayığının mükemmelliğinden bahseder.

....Padişahın her Cuma günü öğle namazı için bir camiyi ziyaret edişine bugün ben de katılıyorum. Kayığa bindik. Saltanat kayığı çok mükemmel. Dört adet büyük, 3 adet küçük yaldızlı kayıktan meydana gelmiş padişahın konvoyu. Padişah çok görkemli bir tentenin altında oturuyor. Kayığında sanırım 22 kürek var.

[July 1st. — I went with them in a caique to see the Sultan make his usual Friday embarkation to visit one of the mosques. It is a very pretty water-pageant, formed of four large and three smaller richly-gilded barges. The Sultan sits under a rich canopy. I think there are twenty-two oars in his boat. All the forts on the shore, and the Turkish vessels give thundering salutes.]

 

Yaldızlarla süslü, kendine has işlemeli Saltanat Kayıkları günümüzde Deniz Müzesinde sergilenmektedir. Halihazırda tadilatta olan müzede, Sultan Abdülaziz'e ait 13 çifte kürekli 1865 yapımı 30.70m uzunluğunda, 2.37m genişliğinde Köşklü Saltanat Kayığı bulunmaktadır. Kancabaş formunda armuz kaplama yoluyla imal edilmiş olan kayığın baş tarafında ağaçtan, kanatları açık bir kartal figürü, kıç kısmında ise köşk bulunmaktadır. Kayığın kıç kısmındaki işlemelerde ay, yıldız, kılıç, kalkan figürleri bulunmaktadır.

Yine aynı salonda Sultan Abdülmecit'e ait 32m uzunluğunda, 2.40m genişliğinde köşklü ve 13 çifte kürekli bir saltanat kayığı bulunmaktadır. Köşk kısmı kırmızı kumaşla kaplı, tavanında ay, yıldız figürleriyle padişah tuğrası bulunmaktadır.

Sultan Abdülmecit'in annesi Valide Sultan'a ait yine 13 çifte kürekli, kemanebaş formunda 16.30met boy, 2.40m genişliğinde köşklü bir kayık daha vardır.

 

 

 

Donanma Teftişi

 

 

 

 

Saltanat Kayığı

 

 

 

Sultan Abdülmecid haremine ait 24m uzunluk ve 1.75m genişliğe sahip bir Saltanat Kayığı bulunmaktadır. Bu kayığın baş kısmı kemanebaş formunda olup yine kanatları açık bir kuş figürü bulunmaktadır. Daha önceki yıllardaki örneklerinde gümüş ile kaplı süslemeler, sergilenen kayıklarda yerini altın varak'a bırakmıştır. Dış kısmında neredeyse tüm benzerlerinde bulunan çiçek motifleri bulunmaktadır. 7 çifte küreğe sahiptir.

Salondaki bir başka örnek ise Sultan Reşat'a ait 18.34m uzunluk, 2.45m genişliğindeki armuz kaplama kayıktır. 10 çifte küreğe sahip bu kayığın baş kısmında yine kanatları açık kuş, iskele ve sancak baş omuzluklarda ise hilal figürleri bulunmaktadır. Kayık köşksüz olup 1909 - 1918 yılları arasında kullanılmıştır.

Yine Sultan Reşat'a ait, Köşklü, 10 çifte kürekli, 16.30m boy, 2.40m genişliğindeki kayık 1909 - 1918 yılları arasında kullanılmıştır.

Sultan Reşat'a ait son kayık ise köşksüz ve 7 çifte kürekli Saltanat Kayığıdır. 15.20m uzunluğundaki kayığın genişliği 2.40m'dir.

Sıkça rastlanan kartalın figürü hükmetme gücünü gösteren bir hakimiyet sembolüdür.

Son yıllarda Hayati TEZEL, Erem ÇALIKOĞLU, İdris Bostan, Nejdet ERTUĞ, Eser TUTEL, Prof. Dr. Ahmet TAŞAĞIL, Mehmet Mazak, Prof. Dr. Erdoğan MERÇİL, Prof. Dr. Ali İhsan GENCER ve Dr. Rasim ÜNLÜ ve rahmetle andığımız Sayın Çelik Gülersoy'un çalışmaları haricinde özellikle endaze, plan veya yapım teknikleri açısından doyurucu bir kaynak bulunmamaktadır.

Bizler deniz kültürümüzde önemli bir yer tutan söz konusu kayıkların, deniz kültürümüze tekrar kazandırılmasını amaçlamaktayız.

 

 


Sultan Abdülaziz döneminde kullanılan Kancabaş formuna sahip Saltanat Kayığının günümüzde ticari amaçla kullanılan bir örneği... Baş kısmında yine kanatları açık bir kartal figürü bulunmaktadır.

 

Haliç'te Saltanat Kayığı
fotoğraf : Cenk Esener 2008

 

 

J. Thevenot'un kitabı

 

 

 

 


 

Saltanat Kayıkları hakkında yayınlanmış Türkçe kaynaklar;

 

Yazar Adı Yayınevi Yılı Kitap Adı Alıntı 
Hayati Tezel, M. Erem ÇAlıkoğlu Cem Yayınevi 1983 Boğaziçi ve Saltanat Kayıklar  
Murat Koç Eren 2005 Yeni Türk edebiyatı'nda Boğaziçi ve Boğaziçi medeniyeti Sayfa 6 ... Boğaziçinde Ulaşım : 1. Kayıklar - Sandallar 2. Saltanat Kayıkları 3. Şirket'i Hayriye 
Yılmaz Öztuna Ötüken 1977 Başlangıcından zamanımıza kadar Büyük Türkiye tarihi: Türkiye'nin siyasi, medeni, kültür, teşkilat ve sanat tarihi Sayfa 70 ...Padişah saltanat kayıkları, güzellik zarafet ve zenginliği ile dünyaca meşhurdu. 1453'ten 1924'ê kadar Osmanoğulları, Boğaziçinde saltanat kayıkları ile gezerlerdi. 
Beşir Ayvazoğlu İnsan Yayınları 1995 
Şehir fotoğrafları: denemeler
Sayfa 77 ...XIX. asra kadar, Saltanat Kayıkları klasik zevkimizin ve güzellik anlayışımızın bütün özelliklerini taşıyordu 
Haluk Özdeniz Ak Yayınları 1978 İstanbul Deniz Müzesi, İngilizce özeti Sayfa 8,9 
Zekeriya Kurşun Üsküdar Belediyesi 2004 Üsküdar Sempozyumu I, 23-25 Mayıs 2003: bildiriler Sayfa 94 ...Padişahlar, deniz yoluyla Biniş-i Hümayun tercih ettikleri zaman, Silahtar Ağa vasıtasıyla ilgililere bildirir, ardından maiyeti için kayıklar hazırlanırdı. XVI.yüzyılda deniz binişleri Baştarda denilen saltanat gemileriyle yapılmakta iken, XVII. yüzyıldan itibaren daha görkemli olarak Saltanat Kayıkları kullanıldı...
Necdet SakaoğluSanat Kültür Antika Dergisi Kış 2003 Saltanat Kayıkları  
Cengiz Orhonlu  Osmanlı Türkleri devrinde Istanbul'da kayıkçılık ve kayık işletmeciliği  
Bayram Camcı, Cezmi Zafer, Şükrü Yaman Türkiye Denizcilik İşletmeleri 1994 Türk deniz ticareti ve Türkiye denizcilik işletmeleri tarihçesi Sayfa 72, 160 
Mehmet Mazak İDO 1998 Eski İstanbul'da deniz ulaşımı  
Dündar Alikılıç Tarih Düşünce Kitapları 2004 
Imparatorluk Seremonisi: Osmanlı'da Devlet Protokolü ve Törenler: imparatorluk seremonisi
 
Haldun Hürel Dharma 2005 
İstanbul'u geziyorum gözlerim açık: bir İstanbul kültürü kitabı
Sayfa 163 ...Sarayburnu önlerindeydi bu kayıkhane. Kayıkların tamiriiçin her üç yılda bir bu oldukça donanımlı işyerine İzmit ormanlarından keresteler getirilir ve sadece eski tekneler onarılmaz, sultanlara ait yeni Saltanat Kayıkları yapılırdı.  
Nejdet Ertuğ Kültür Bakanlığı 2001 Osmanlı döneminde İstanbul deniz ulaşımı ve kayıkçılar  
Örçün Barışta Kültür ve Turizm Bakanlığı 1988 Türk el sanatları Sayfa 78... 
Reşat Erem Koçu Istanbul Ansiklopeisi ve Nesriyat Kollektif Şirketi 1960 Topkapı Sarayı Sayfa 232 ...Kayıkhanelerde bulunan son Saltanat Kayıkları yine o sıralardaki Kasımpaşa'da kurulmuş olan Bahriye Müzesine mal edilmiş ve Kasımpaşa'daki eski Tersane Kayıkhanelerine nakledilmişti. 
İ. Bülent Işın Dz.K.K. Basımevi 2004 Osmanlı Bahriyesi Kronolojisi XIV - XX. yüzyıl 1299 - 1922 Sayfa 44 ... 
Jean-Baptiste Tavernier, Çeviren : Perran Üstündağ Çağdaş Yayınları 1984 Topkapı Sarayında Yaşam 
Sayfa 48
... deniz kıyısında Padişahın arzu ettiğinde bindiği «Saltanat kayıkları»nın bulunduğu bir tabii limanı andıran, 
Hüsnü Tengüz, İskender Pala Dz.K.K. 1995 Osmanlı bahriyesinin mazisi: resim albümü Sayfa 10 

 

Aşağıda yine Amadeo Preziosi'ye ait Topkapı Sarayında sergilenen ve Sultan Abdülmecid'in Beylerbeyi Cami'ne gelişini tasvir ettiği resim bulunmaktadır. Resimde Piyade Kayıkları ile Saltanat Kayığı bir arada görünmektedir.

 

 

 

Cenk Esener, 2009 Kalamış