Istanbul Boğazı ve Marmara'nın tüm yükünü taşıyan ALAMANA'lar

Alamana diye de adlandırılan Kancabaş kayıkları tarih boyunca sadece Boğazın iki yakasında değil, Haliç'te, Prens Adalarında ve neredeyse tüm Marmara'da kullanılmıştır.

Ustaların balta boyu ve göz nizamıyla yaptıkları bu kayıklara ait plan ve endaze bulmak oldukça zorlu olmuştur.

Günümüze ulaşan bilgiler arasında Istanbul Kayıkları açısından en bilinir kaynak Amiral Paris'in 1868 yılında hazırladığı çizimleridir. Söz konusu çizimlerde üç çifte kürekli piyade, balıkçı kayığı, kayık ve pazar kayığı resmedilmiştir.

Altta söz konusu kaynakta, pazar kayığı olarak resmedilen Balıkçı Alamanası vardır;

 

 


 

 

 

Aşağıdaki fotoğraf Othmar Pferschy'ye aittir. Genç Türkiye'nin gözü olarak tabir edilen Othmar Pferschy 1926 yılında kısa bir süre için Türkiye'ye gelmiş, 1935 yılında Basın Yayın Genel Müdürlüğünde sözleşmeli olarak çalışmaya başlamış ve değişen çehreyi güzel bir çerçeveleme ve basit kompozisyon tekniğiyle izleyiciye aktarmış ve Türkiye'nin tanıtılmasında önemli bir rol oynamıştır.


 

 

 


 

Kancabaş diye adlandırılan kayık türünün en ayırt edici özelliği yukarı doğru kıvrık burun ve kıç kısmıdır.

 

 


 

 

 


 

 

Boğaz akıntılarıyla başedebilmesi için mümkün olduğunca ince olarak imal edilmişlerdir. Gezinti amacıyla kullanılanlar daha ince olurken, balıkçılık amacıyla veya yük taşımak amacıyla kullanılan Pazar Kayıkları ise daha enlidirler. 

Boyları genelde 8-10 metre civarında olmakla beraber 17 metrelik örnekler az da olsa bulunmaktadır. Bu kayıkların ince ve uzun yapıları, genelde kürekle, uygun rüzgarda ise latin arma yelkenlerle yürütülmekteydi.

 


 

 

 

 


 

İlerleyen yıllar içinde motor takılı örnekleri bulunsa da, esas olarak kürekleriyle hatırlanmaktadır.

Alamana veya Kancabaş kayıkları genelde 6 ila 8 çift kürekli örnekleri mevcuttur.

İç kısımları çam, omurga, posta ve eğriler ise meşe, kestane veya maun ağacından armuz kaplama yöntemiyle üretilirdi.

Hayatın neredeyse her yerinde izi bulunan bu kayıklar sadece yük ve insan taşımacılığında değil aynı zamanda balıkçılıkta da yoğun olarak kullanılmaktaydı. "Alamana Ağları" adı verilen veya "Voli Ağları", alttan büzülmeyen, çevirme şeklinde kullanılan uzatma ağlarıdır. 2 ila 6 adet ağın kat kat üst üste eklenmesi ile elde edilir. Balık sürülerinin etrafı alamana kayıkları çevrilerek bu ağlar ile yakalanırlar. Türkiye sularında lüfer avcılığında en yoğun kullanılan av takımlarının başında alamana ağları gelmektedir.  (Alamana Ağı; alıntı : Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi; Tevfik Ceyhan, Okan Akyol, Adnan Ayaz) 

 

 


 

 

Günümüze ulaşan yegane ve doğru Kancabaş çizimi ise aşağıda bulunan 1957 yılında kayda geçirilen çizimdir. Howard Irwing Chapelle'ye ait çizimler FAO tarafından Et ve Balık Kurumu için yaptırılmıştır. 1956 ve 1957 yılları arasında Et ve Balık Kurumu davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Chapelle danışman sıfatıyla Türkiye sahillerindeki balıkçı teknelerini incelemiş, planlarını çıkartmış ve önerilerde bulunmuştur.

Daha fazla bilgi için;

http://en.wikipedia.org/wiki/Howard_I._Chapelle

 

Ne yazik ki, Türkiye'de temsilciliği bulunan FAO'da söz konusu eser bulunanamış ancak Amerika'daki Smithsonian Enstitüsü'nün kütüphanesinde bu kaynak mevcuttur.

(http://siris-libraries.si.edu/ipac20/ipac.jsp?uri=full=3100001~!247245!0#focus)

Araştırmalarımız sırasında neredeyse tüm kaynaklara yurt dışındaki kütüphane ve Enstitülerden ulaşmamız, Istanbul Kayıklarını sonraki nesillere aktarmak için verdğimiz çabaların ne kadar yerinde olduğunu bizlere bir kez daha göstermiştir.


 

 

 

 


 

 

Açıklama :  

  • Kıç tarafında bir kuyu içinde dıştan takma motor ile kullanılmak üzere tasarlanmış 7.60 boyunda “kayık”
  • Tam boyu 7.60, eni 1.60 derinliği 0.56 metre. Bu tip tekneler genellikle 7 ila 8.5 metre civarındadır.
  • Motor konulan kayıklar ise 6 - 7.5 metre civarındadır. Çizimde motor kuyusu görünüyor..
  • Bu boyutlarda tekneler bazen de 2 - 5 Hp ‘lik küçük bir içten takma motorla donatılır.
  • Çok az dalga çıkararak giden bu tekneler motor ile 5-6 knot hız yaparlar.
Yukarıdaki planda görülen “kayık” 1956 yılında, Ayvansaray’da genel amaçlı kullanılmak üzere Fehmi Pamuk tarafından inşa edildi.Tekne inşası hafif ve incedir. Eğriler 18 ila 19 cm merkez aralıklı, omurgada 2.3 X 5 cm ve küpeştede 3.5 cm dir. 

İncelemenin yapıldığı dönemde yelken donanımlı hiçbir “kayık” görülmemiştir. Ancak alçak bir aşırma serenli veya gizli yelken donanımlı oldukları söylenmiştir.

Bu raporun hazırlandığı tarihte (Nisan 1957), eğer direk ön güverteye konulmuş ise aşırma serenli yelken ile, ön güvertenin hemen arkasındaki oturak tahtasına direk konulmuş ise gizli yelken ile donatıldıkları öğrenildi.

Dıştan takma motorla donatılmış küçük “kayıklarda” direk ıskaçasının ve yuvasının ilk oturakta olduğu gözlemlenmiştir.

 

 

Aşağıda Amadeo Preziosi'nin 1852 yılında yaptığı bir resimde Pazar Kayığı, Piyade Kayığı ve en arka tarafta da bir adet Pereme bir arada bulunmaktadır.

Amadeo Preziosi (1816-1882) oryantalist ressam olarak tanınmıştır.

 

 

Preziosi'nin bir başka eseri; Peremeler ile Piyadeleri beraberce resmedilmiştir.

 

 

 

 

Kancabaşlar ile ilgili yayınlar, yazarları, basımevleri ve alıntılar...

Yazar Yayınevi YılıKitap AdıAlıntı 
Neşet DereliKomşu Yayınevi Karşıdan Karşıya 
Mehmet MazakİDO 1998 Eski Istanbul'da Deniz Ulaşımı  
Salah BirselSel Yayınevi 2005 Boğaziçi Şıngır Mıngır  
A. Cabir Vada  2004 Boğaziçi Konuşuyor ve Kanlıca Tarihçesi   
İdris Bostan Kitap Yayınevi 2006 Beylikten İmparatorluğa Osmanlı Denizciliği  
İdris Bostan Bilge Yayınevi 2005 

Kürekli ve Yelkenli Osmanlı Gemileri 

 
İdris Bostan Türk Tarih Kurumu 1992 

Osmanlı Bahriye Teşkilatı: XVII. Yüzyılda Tersane-i Amire 

 
İdris Bostan  Küre Yayınları 2007 Osmanlı ve Deniz: Deniz Organizasyonu, Teşkilat, Gemiler  
 Deniz Basımevi 2005 İnce Donanma  
 Deniz Müzesi Yayınları 1998 Deniz Müzesi Tarihi Kayıklar Galerisi  
Hayati Tezel, M. Erem Çalıkoğlu Cem Yayınevi 1983 Boğaziçi ve Saltanat Kayıkları  
Nejdet Ertuğ Kültür Bakanlığı 2001 Osmanlı Döneminde Istanbul Deniz Ulaşımı ve Kayıkçılar   
Eser Tutel İletişim Yayınları1997 Şirket'i Hayriye  
 Şirket'i Hayriye İdaresi Neşriyatı 1914 Şirket'i Hayriye Salnamesi  
Jean Thevenot Tercüman Yayınevi 1978 1655 - 1656'da Türkiye  
Samuel S. Cox University Press of the Pasific  Diversions of a Diplomat in Turkey (Paperback)  
Charles White   Three Years in Constantinople or Domestic Manners of the Turks in 1844  
John Sanderson London 1931 The Travels of John Sanderson in the Levant  
Guilliaume Grelot Paris 1860 Relation Nouvelle d'un voyage de Constantinople  
Erdinç Sancar IQ Kültür Sanat Yayıncılık 2006 21. yüzyıl stratejilerinde Türk denizcilik tarihi  
İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Enver Ziya Karal Türk Tarih Kurumu Yayınları 1947 Osmanlı Tarihi 

SAYFA 266 kalyon ile çoğu fırkate ile kancabaş nevinden ince donanma sevk edilmişti. Donanmanın aldığı talimat ile ince donanma ile sığ sahillere yanaşıp ihracat yapmak ve Azak Denizine geçip Azak Kalesini almaktı; fakat Rusların Kırım taarruzları... 

SAYFA 267 ... Kış münasebetiyle Anzak Boğazına Kancabaşlardan münasib miktar gemi bırakılarak Istanbul'a dönülmüştür...

Dündar Alikılıç Tarih Düşünce Kitapları 2004 Imparatorluk Seremonisi: Osmanlı'da Devlet Protokolü ve Törenler: imparatorluk seremonisi SAYFA 188 ...kıvraklığından dolayı kancabaş denilen on üç çifte, diğeri bunun benzeri olan filika ya da kırlangıç gagası şeklinde olan "kırlangıç"dı. Padişah saraydan çıktıktan sonra kancabaş'ta kıç tarafındaki kırmızı çuhadan, sırma saçaklı sayeban... 
İlhan Tekeli Kültür Bakanlığı 1995 Dünden bugüne Istanbul ansiklopedisi  
Midhat Sertoğlu Istanbul Matbaası 1958 Resimli Osmanlı Tarihi Ansiklopedisi 

SAYFA 162 Kancabaş : Hafif donanma gemilerinden olup Kütük'ten büyük, Şayka'dan küçüktü. Sığ sularda ve nehirlerde asker ve mühümmat nakli için kullanılırdı.

SAYFA 283 ...buna kancabaş da denirdi. Onuç çift kürekli ve fevkalade süslü olan bu kayığın kıç tarafında kırmızı çuhadan sırma saçaklı bir gölgelik bulunur ve padişah bunun altında otururdu. 

Enderun Kitapevi Enderun Kitapevi 1980 Osmanlı Araştırmaları, The Journal of Ottoman Studies  
Salah Birsel T.İş Bankası Kültür Yayınları 1983 Istanbul - Paris SAYFA 247 ...Hedef Boğazdan çıkar çıkmaz Avrupa yakasındaki Küçük Fener'dir. Lord Stratford ile öbür konuklar da oraya atla geleceklerdir. Kancabaş kaptanının.... 
M. Ertuğrul Düzdağ Kervan Kitapçılık 1974 Barbaros Hayreddin paşanın hatıraları: Gazavât-ı Hayreddin Paşa SAYFA 40 ...12. Kancabaş : Hafif filoya dahil, üstü açık ve sahillere sokulur,nehirlere girer bir gemi. 
Uşşâkîzâde es-Seyyid İbrâhîm Hasîb Efendi, Uşşakizade İbrahim Hasib, Raşit Gündoğdu Çamlıca Basın Yayın 2005 Osmanlı ilmiye teşkilatı için mühim bir kaynak: Uşşâkîzâde tarihi  
Feridun Mustafa Emecen, Ekmeleddin İhsanoğlu İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) 1994 Osmanlı devleti ve medeniyeti tarihi SAYFA 366 ...Osmanlı donanması kürekli, yelkenli ve hem kürekli hem yelkenli gemilerden oluşurdu. Kürekle yürüyen gemilere genel olarak çekdiri denirdi. Bunlar da kürek sayısına göre karamürsel, aktarma, çamlıca, kütük, atkayığı, kancabaş, şayka, kırlangıç - fırkate, kalite (galvot), pergende, mavna, kadırga, baştarde... 
M. Ertuğrul Düzdağ TÜRDAV 1988 Akdeniz bizimdi: Barbaros Hayreddin Paşa'nın savaşları SAYFA 72 ...Şevketlü Hünkarımıza telhis olundukta, tekrar Kancabaş gelip Muhiddin Reis'i alıp huzur'u padişahiye getirmiş... 
Rama M Z Keilani, Ali Çaksu, Ekmeleddin İhsanoğlu, Svetlana Todorova İslâm Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) 2002 Balkanlar'da İslâm Medeniyeti Milletlerarası Sempozyumu tebliğleri: Sofya, 21-23 Nisan 2000 

SAYFA 263 ...Karlofça Anlaşması ve Macaristan'ın Avusturya'ya terkinden sonra, Tuna'daki donanma 19 kalyata, 33 firkate, 3 şayka ve üstü açık denilen 100 nakliye gemisinden oluşuyordu. Bu üstüaçıklardan 12'si Rusçuk'ta duruyordu. Tuna'da hareket eden gemiler arasında ayrıca aktarma, şalope, çamlıca, kancabaş, çetekayığı ve işkampoye türünden gemiler...

Abdülkadir Dedeoğlu, Sabahattin Doras, Sebahaddin Doras, Şerafeddin Kocaman Osmanlı Yayınevi 1980 Osmanlılar Albümü 

Sayfa 102 

Süleyman Kâni İrtem, Osman S. Kocahanoğlu Temel Yayınları 1999 Osmanlı sarayı ve haremin içyüzü: muzıka-i hümâyun ve saray tiyatrosu SAYFA 5 ...Kızlar Ağası, Hazinedar Lala Amber Ağalarla sarığını götüren has odalılar da yedişer, üçer kancabaş kayıklarıyla Padişahı takip ettiler... 
Mustafa Cezar Istanbul Güzel Sanatlar Akademisi 1965 Osmanlı Tarihinde Levendler SAYFA 186 ...için otuzar levendli yüzyirmi kıt'a kancabaş ve yedişer levendli yüzyirmibir vulık ki cem'an üçyüzaltmış kıt'a sefain'i islam derunlarında olan otuzbeşbin nefer-i guzat-ı emcam ile tersaneden hareket... 
Ghukas Inchichean, Orhan Duru Eren Yayınevi 2000 Boğaziçi Sayfiyeleri SAYFA 84 ...bunlara halk dilinde kancabaş adı verilirdi. Bunlar Bostancıların yönetim ve bakımında bulunurdu. Kürekçileri Bostancılardan oluşurdu. İkinci çeşidinin adı ise filika idi. Baş tarafında kırlangıç süsü olduğu için halk onlara kırlangıç derdi.  
Evliya Çelebi Akba Yayınevi 1944 Seyahatname: "On yedinci asır hayatından lâvhalar." SAYFA 43 ...Denizden göüken Kancabaş Kayık... Kayıkta Bostancıbaşı var.. 
Erdoğan Dümen Dz.K.K.Kitapevi 1993 Denizde yıllar boyu Anadolu Türkleri, 1081-1922 SAYFA 206 Kancabaş : İnce donanma gemilerinden olup Kütük'ten büyük, Şayka'dan küçüktü. Sığ sularda ve nehirlerde asker ve mühümmat nakli için kullanılırdı. 
Emir Cenkmen Türkiye Yayınevi 1948 Osmanlı Sarayı ve Kıyafetleri SAYFA 62 ...Padişahın bindiği kayığa kancabaş denir, sırma saçaklı tak ile örtülürdü... 
İ. Bülent Işın Dz.K.K.Kitapevi 2004 Osmanlı bahriyesi kronolojisi: XIV-XX yüzyıl, 1299-1922 SAYFA 41 ...karamürsel, aktarma, üstü açık, Celiye, çamlıca, kütük, kancabaş, işkampavya, şahtur, çekelye, kırlangıç, fırkata, kalite, perkende, mavna, kadırga, baştarda isimleri ile anılan nev'ileri vardı. Hiç yelkeni bulunmayıp, yanlız kürek ile kullanılanlar ise uçurma-varnabeş çiftesi... 
 Çelik Gülersoy Istanbul Kitaplığı1991  The CaiqueKitabın tamamı Istanbul Kayıklarını anlatmaktadır, Sırasıyla Alamana, Saltanat Kayıkları, Piyade ve Peremeler son derece detaylı olarak okuyucuya aktarılmaktadır. Mutlaka okunması gereken kitaplar arasındadır.

 

 

 

 

Cenk Esener, Cem Gür; Istanbul 2009